Aralık, 2009 Arşivi

Dün izledim, izlemenizi de şiddetle öneririm. Her bölümü bir öncekinden güzel, yine muhteşem bir kurgu ve yine muhteşem oyunlar
Testere bu sefer 6 sınav hazırlamış, kendisi her ne kadar artık hayatta olmasa da, öğrencileri mirasını devam ettiriyorlar. İnsanların, ölüm ile karşı karşıya kalmadan, hayatın değerini anlamamalarına isyan eden testere, onlara ölüm karşısında neler yapabileceklerini ve hangi sınırları zorlayabileceklerini ispat ediyor.
Örneğin, kalp ve astım hastası olmasına rağmen sigara içmeye devam eden bir kurbanını, nefes testi ile sınıyor, her nefes alışında ölüme yaklaşan kurban belki de nefesin değerini o anda anlıyor ama iş işten geçmiş oluyor.
Testere bu bölümde esas testini ise, bir sağlık sigortası şirketi yöneticisi olan Mark üzerinde yapıyor. Mark yöneticisi olduğu şirkette, insanların beyan hatalarını bularak, onların gerekli ödemeleri almasını engelleyerek, firmasının daha fazla kar elde etmesini sağlıyor ancak sigortalıların tedavi olamamalarına hatta ölmelerine neden oluyor. Bakalım testere Mark için ne sınavlar düzenlemiş?
Sinema : Avşar Sineması, Bakırköy.
Bir forumda okudum aşağıdaki yazıyı,
“Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne;
‘Harcamalarım
fazla deÄŸil, zira gelirim hep az.’
Hastalandı, böbreklerinden.
Vuruldu, göğsünden.
Mesleğinden atıldı.
İdama çarptırıldı.
Kardeşleri öldü.
Çocuğu olmadı.
Boşandı.
KaraciÄŸeri iflas etti.
Evet…
Mustafa Kemal Atatürk bu…
Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın…
Anlatın ki, o yetimin, evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.
Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan
ibaret deÄŸil çünkü…
Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.
İşte liste yukarıda.
Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse gelmiÅŸ…
Bunu anlatın…
Direnen, teslim olmayan ruhu anlatın ..
Korkmasınlar engellerden.
Korkmasınlar yalnız kalmaktan.
Korkmasınlar iÅŸsizlikten…
Korkmasınlar parasızlıktan.
Korkmasınlar alçaklardan.
Korkmasınlar doğrulardan.
Yürek dediÄŸin…
Sadece organ deÄŸil
Bunu anlayın !!!
AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldirilmasini protesto ediyoruz!!!
Bir Anı …
İzmir kurtulmuÅŸ, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara’ya hareket edecekler…
Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk’ün
kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını
yıkamaktadır. Yaveri; ‘PaÅŸam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde, niye
böylesiniz?’ der. ‘Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı
unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım ağrıdı. Setremi yastık
yaptım üşüdüm. Uyumadım kalktım’ der. Yaveri; ‘Aman paÅŸam! Birimize haber verseydiniz. Hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik’ der ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir; ‘Geç fark ettim. Hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam degil, milletimin rahat uyumasi ..’
ATAMIZ SAYESİNDE ÖYLE RAHAT UYUYORUZ Kİ;
HALA UYANAMADIK !!!”
(Alıntıdır)
Filmi dün izledim, Hindistan’da bir bakır madeninde, genç bir bilim adamının farkettiÄŸi bir geliÅŸmeyi, Amerika’da Beyaz Saray’da görevli genç meslektaşı ve arkadaşı ile paylaÅŸması ve arkadaşının da durumu dönüşte ilgili kiÅŸilere iletmesi ile, aslında Maya’ların binlerce yıl önce ön gördüğü, dünyanın sonunun 2012 de geleceÄŸi gerçeÄŸi gün yüzüne çıkar.
İnsanlardan titizlik ile saklanarak geliştirilen ve en azından insanoğlunun bir bölümünü kurtarmaya yönelik bir proje çalışması 2012 yılına kadar yürütülür. Kurtarılacak insanlar arasında, gerçekten de insanoğlunun nesllini yürütecek nitelikli kişiler mi vardır, yoksa her zaman ki gibi seçimde para mı geçerlidir.
Filmin hakkını vermemiz gerekir, müthiş görsel efektler, hızlı tırmanmamasına rağmen sürekli var olan bir hareket ve çok abartılı olmasına rağmen, insana değişik bir his veren yıkım sahneleri. Bu yıkımdan hep son saniyede kurtulan kahramanlarımız.
Filimdeki bazı klasik sahneler insana, bu da olmasaydı olmazmıydı dedirtiyor, örneğin 1500 metre yüksekliğinde bir dalga yaklaşırken (dedim ya abartılı yıkım sahneleri) seni hep seveceğim, herşey iyi olacak gibi insanı geren sahneler, ne yazık ki bu filimde de var.
Filmi izlemenizi öneririm, başlarda sıkıcı, klasik, saçma gibi gelse de finale doğru, senaryosu son derece güzel ilerliyor ve finali de oldukça iyi.
Sinema : Kale Center – Güngören